Çatlı ve Yeşil’in Arasında ki Husumet

Haluk Kırcı evden çıkıyor bi bakıyor 3 tane bir adam kendisini süzüyor ilkten neyse diyor arabaya atlıyor bankaya gidecek ama bi bakıyor o beyaz toros onu takip ediyor ilk tesadüftür diyor sonra kırmızı ışıkta duruyor onun da önüne geçmesini bekliyor bi zaman sonra resmen seni takip ediyorum dermişcesine pervasızca takip ediyordu esmer kısa siyah saçlı kahverengi gözlü bir adam aynadan bakıyor telaşlı bankaya gidiyor ilk işi hemen Oğuz Yorulmaz’ı aramak oluyor plaka numarasını veriyor daha bankadan çıkmadan geri arıyor plaka bir kamyonete aittir diyor iyice telaşlanıyor Kırcı işlerini tamamlayan Kırcı aynı tedirginlikle aracına biniyor, sık sık izlenip izlenmediğini kontrol ediyordu bir süre sonra izlenmediğini anlayınca rahat bir oh çekiyordu Kırcı izlenme olayını Çatlı’ya anlatıyordu Çatlı Kırcı’ya söylemesede kendisince araştırıyor üç gün sonra Çatlı, Kırcı’yı arayıp Taksim’de Çatlı’nın adını verdiği otele gelmesini söylüyor otelin lobisine geliyor anlatmaya başlıyor masaya oturur oturmaz Kırcı’ya “Lakabı renkli olan, Bingölü bir vatandaş tanıyor musun? diye soruyor Kırcı tanımadığını söyleyince Mahmut Yıldırım’ın adını veriyor ve konuşmaya devam ediyor “O gün seni takip eden vatandaş oymuş.Ekrem’in (Toktaş) bir ortamda, renkli efendi bizi takibe aldığını ağzından kaçırmış” diyor. Yeşil çıkıyor bunu yapan.80 yılından sonra pek çok ülkücü yeraltı alemine atılıyor bunlardan biride Kürşat Yılmaz Çatlı Kürşad Yılmaza Yeşil’i kurşunlamasını istiyor ama kahpeliğe bak Yeşil ile önceden çok samimi dostlar Yeşil buna “Anan anamdır, eşin bacımdır, oğlun oğlumdur.” demişti Yeşil arabayı sürerken bi anda kurşun yağmuruna tutuluyor hem tecrübesiyle hemde şansla kurtuluyor araştırıyor o çıkıyor.Kürşat Yılmaz’ı arıyor “Anan anamdır, eşin bacımdır, oğlun oğlumdur ama senin amına koyayım” diyor.Bu kurşunlatma’nın arkasında kim var diye düşünüyor aylar sonra ortaya çıkıyor bakıyor Çatlı çıkıyor “Senin kafanı kopartacam diye haber yollamaya başlıyor sağa sola.Kırcı yanında Özel Harekatçı polis ile ayrılıyor PÖH diyor ki “Baskın basanındır.Yeşil’i kaçırıp sorgulayalım.Ne istediğini anlayalım” önerisi yapıyordu Kırcı’nın da aklına yatmıştı bu akşam saatlerinde bir araya geldiği Çatlı’ya da söylüyordu Çatlı acele davranmamasını Yeşil hakkında detaylı bilgi toplayacağını söylüyordu.Kısa süre sonra Abdullah Çatlı, Yeşil’in ne yapıp ne ettiğini, Ankara’da, İstanbul’da nerelere gidip geldiğini ayrıntılı şekilde öğreniyordu.Bu konuda hem İbrahim Şahin hem de Korkut Eken, Çatlı’ya yardımcı oluyordu.Dakika dakika Yeşil’i izliyorlar, neredeyse nefes alışını bile biliyorlardı.Çünkü Yeşil’in yakınındakilerden bir isim, onunla ilgili her türlü bilgiyi karşı tarafa aktarıyordu.İkili oynamaktan yorulduğunda ise Yeşil’i övüyor, Çatlı’ya isterse görüştürebileceğini söylüyordu.Çatlı, görüşme önerisini kesin bir dille ret ediyordu.Derin dünyalarda dost ve düşman çabuk ve acele kılık değiştirebiliyordu.Çok geçmiyor, Yeşil, telefonla Abdullah Çatlı’yı arıyordu.”Biz, Senn Nehri’nde (La Seinne Nehri) abdest alanlara el kaldırmayız” sözlerini Çatlı’ya söylüyordu.Abullah Çatlı, oldukça soğuk davranıyor, “Senin karın ağrın varmış, kimin uşaklığını yapıyorsun, sıkıntını söyle” diye çıkışıyordu.Hakarete varan ağır sözler söylemesine rağmen Yeşil alttan alıyor, ısrarla Çatlı’ya görüşmek istediğini söylüyordu.

Abdullah Çatlı, Yeşil ile arasında geçen görüşmeyi Haluk Kırcı’ya aktarıyor, onun önerisiyle Mahmut Yıldırım’a Ataköy’deki Crown Plaza Oteli randevu veriyordu.Eller tetikte, yürekler ağızda yapılacaktı derin zirve.Randevu günü gelip çatıyor, Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz ve bir PÖH ile birlikte Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı otelin yolunu tutuyorlardı.Görüşme Çatlı ile Yeşil arasında gerçekleşecekti.İkisinden başka kimse bulunmayacaktı.Otomobillerin otelin otoparkına bıraktıktan sonra Abdullah Çatlı içeri giriyor, Haluk Kırcı ise giriş kapısını karşıdan görebilecek bir noktaya geçiyordu.Kapıda iki PÖH tur atarken, bir diğeri de içeride lobide derin zirveyi izliyordu.Yeşil derinlerin adamıydı, eli kolu uzundu.O günlerde kadar kod adı dışında kimliği ile ilgili çok fazla bilgi yoktu elde ama Yeşil’in yakın arkadaşı onu bir fotoğrafını çoktan Çatlı ekibine ulaştırmıştı.Çatlı-Yeşil zirvesi bir saate yakın sürüyor, dışarıdakiler olası bir aksiliğe karşı elleri tetikte bekliyordu.Lobideki Özel Harekatçı Polis dışında bekleyenlere işaret veriyor, görüşmenin bitirldiğini bildiriyordu.Çatlı, otelin otoparkına inerken Yeşil içeride kalıyordu.

Ekip araçta buluşuyor, Çatlı da yaptığı görüşme ile ilgili arkadaşlarına bilgi veriyordu :

“Abartılmış, boş bir adam.Güdülmeye alışkın olan tiplerden.Yaptığından pişman, kullanıldığını iddia ediyor ama böyle adamlara güvenilmez.Birçok şey anlattı daldan dala atlayıp durdu”

Oğluna göre Yeşil’in, Çatlı ile ilgili görüşü şöyle:

“Ülkücü camiada reislik şimdilik ayağa düştü. Çatlı ile yüzyüze bir iki defa görüştüm. Pek birbirimize ısınamadık. Ayrı dünyaların insanlarıyız. Çatlı menfaat temin edebileceği kim olursa onunla işbirliği yapar. Türkeş camiadan kovdu onu resmen. Onun hayatta en korktuğu adam Türkeş’tir.”

Yeşil, görüşmede Çatlı’ya hakkında istihbarat toplama emrini de Mehmet Eymür’den aldığını itiraf ediyordu.Yeşil Korkut Eken’in patronunun (Mehmet Ağar) kendisini öldürteceğini düşündüğünü ve korkuya kapıldığı için de haklarında çalışma yaptığını anlatıyor, Çatlı’ya “Birlikte çalışalım” teklifi yapıyordu Çatlı bu öneriyi ret ediyor, Yeşil’den hoşlanmadığını söylüyordu:

“Güya; Amca’nın (Korkut Eken) patronu “Bıyıksız” (Mehmet Eymür) ölüm emrini vermiş.Ve bu işi de biz gerçekleştirecekmişiz.Ölüm korkusuna kapılan Bıyıksız, Yeşil’e hakkımızda istihbarat yapması için emir vermiş.Yeşil, adamları ile birlikte istihbarat çalışmasına başlamış ama kim olduğumuzu, geçmişimizi öğrendikten sonra, işi savsaklamaya, ağırdan almaya başlamış.Bu heriften uzak durmak lazım.Kendini anlata anlata bitiremedi.Bir de konuşurken yeminler edip, yaptıklarına şahitler göstermesi çok canımı sıktı”

Murat Yıldırım’a göre, babası Yeşil ile Susurluk ekibi arasındaki kavga ‘Arnavut Sami’ lakaplı ve şimdi Ergenekon sanığı olan Sami Hoştan yüzünden başlamış. Bir gün Yeşil, Sami Hoştan hakkında bilgi toplamaya başlamış, çok güvendiği arkadaşı Enver Toktaş’a sormuş, o da, ‘Arnavut Sami Dev Sol’la da PKK’yla da iç içedir’ demiş.
Bir süre sonra Abdullah Çatlı aramış Yeşil’i: ‘Arnavut Sami yanımda, sen bu adamı niye soruyorsun?’

Yeşil: “Senin yanında olması benim sormama mani hal mi?” Çatlı: “Bak o en üst düzey istihbarat birimleriyle beraber çalışıyor. Sen şimdi iddia edeceksin eroin işi yapıyor, he yapıyor, kanunla yapıyor, bir ara sen Yalçın’a da çamur atmıştın, tamam yapıyoruz ama öyle büyük çaplı değil.”

Yeşil: ‘Sen Ülkücü adamsın, senin eroinden çok uzak olman lazım. Herkes bunu yapar ama Ülkücü eroin işi yapmaz, yanlış yapıyorsun.”

Bu diyalogun ardından Haluk Kırcı aramış bu kez Yeşil’i: ‘Korkut Eken ağabeyle konuştuk, değerlendirdik, Sami vatanını seven biridir.’ Bu görüşmeden sonra ipler kopmuş.

Bu arada bu yazıyı yazmamın sebebi Haluk Kırcı ile Çatlı Ukrayna’ya gidiyordu Haluk Kırcı bu konuyu açınca “Bırak şu kelekleri bunlardan bir bok olmaz” demişti bunu paylaşınca arkadaşlarım bunlar arası neden bozuldu anlatsana demişti.

Birazda bu olaylar “Benim sikim senden daha büyük” kavgasıydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla