Talat Paşa ve Masonluğa Dair İki Kelam

Bu ufak yazıda, Talat Paşa’nın masonluğuna dair bilip bilmeyen herkesin konuşmasına sinirimden bir nokta koymak ve artık bu hususta soru almamak için Talat Paşa’nın Masonluğa Girişini ve buna dair daha önce başka yerlerde de söylediğim iki üç şeyi burada tekrar edeceğim.

Talat Paşa’nın masonluğa nasıl girdiği çeşitli kaynaklarda belirtiliyor. Ben direkt olarak masonların kendi dergisinden, Mimar Sinan adlı dergiden alıntılayarak buna cevap vermek istiyorum. Diyor ki:

“Talat Bey’in hangi tarihte ve hangi locada tekris –Masonluğa kabul edilme ritüeli- olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bir neşriyatta 4 Temmuz 1903’te Makedonya-Rizorta locasında üye olduğu belirtilmektedir. Buna rağmen daha sonra Veritas locasında, Atatürk’ün hocası Naki Bey’in birinci nazır, Talat Bey’in ikinci nazır olarak görev altığı yazılmaktadır… Her ikisinin de bu iki loca ile alakası anlaşılır.” [1]

Bu hususta çok konuşmaya gerek yok. Yine aynı dergide Talat Paşa’nın masonluk hakkındaki fikirleri neşredilmiştir. O da şöyle:

“Şahsım hakkındaki ikinci itham, mason olduğumdur.

Evet… Masonum…

Nasıl Bektaşiliği, ırkı milli bir tercih yolu olarak kucakladımsa, masonluğu da âlemşumul bir beşeri muhabbet ve uhuvvetin, bütün insanlık için saadet ve huzuru temin ve hatta tesis edecek yolun, daha çok fikri irşat membalarından telakki ve kabul ettim. “[2]

Bazı manyaklar ise masonluk hususunda, Masonluk hakkında bir şey bilip bilmeden Talat Paşa’ya “Mason, Yahudi dönmesi vs.” diye laf etmekte. Bunlara laf anlatılmaz da laf anlayanlaradır bundan sonraki sözüm. Türkiye’de –Yani Osmanlı mülkünde- Talat’ın mason olduğu dönem içerisinde adamakıllı bir masonluk anlayışı yok. Demek istediğimi hemen örneklendireyim. Meselâ az evvel bazı localardan bahsettik. Masonluk müessesesinde localar daha çok lokal bir ağ ile birbirlerine bağlıdırlar. Tüm dünya locaları tek bir loca tarafından idare edilmez. Fakat o dönemde Türkiye’de böylesine lokal bir ağ yok, diğer memleketlerde olduğu gibi bir Türkiye Büyük Locası yok. İlk defa 1907’de bir yüksek şuranın kurulmasına karar veriliyor. 1909’da ise Yüksek Şura ile Osmanlı topraklarında kurulmuş bulunan localar bir araya gelip Osmanlı Maşrık-ı Azam’ını yani Masonluk tarihimizdeki ilk büyük locayı kuruyorlar.

Büyük loca kurulmadan evvel Osmanlı topraklarındaki localardan bazıları Avrupa’daki büyük localara bağlı idiler. Bu cihetle Talat Paşa ve diğer bazı masonların Türk büyük locası teşebbüsü aslında masonluğu milli bir çizgiye çekmek olarak değerlendirilebilir.

Masonca bir söylemle, “Evrenin Ulu Mimarı Rahmetini, Talat Paşa kardeşimizden esirgemesin.”

[1]: Mimar Sinan Dergisi, Sayı 81, Sayfa 11, 1991.

[2]: Mimar Sinan Dergisi, Sayı 81, Sayfa 16, 1991.

NOT: Fotograf, yanılmıyorsam Hayat Tarih mecmuasında Yılmaz Öztuna’nın Talat Paşa hakkında çıkan yazısından bir fotoğraf.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Araç çubuğuna atla